Bugün Çok Yönlü Bir Kültür Adamının Doğum Günü: Abidin Dino

Ressam, yazar, çevirmen, karikatürist, film yönetmeni, editör, oyun yazarı, seramikçi, şair, sanat tarihçisi, folklor araştırmacısı kimlikleriyle farklı işler üreten Abidin Dino, 23 Mart 1913 günü İstanbul’da dünyaya gelen kıymetli bir sanatçımızdı. Hayatıyla sanatını birbirinden ayırmadığı için politik olduğu kadar romantik, inandığı yolda kanının son damlasına kadar mücadelesini sürdürecek kadar inatçı, bir daldan ötekine atlarken son derece rahat davranan bir yaratıcıydı.

Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden olmuştur. Türkiye’nin yanı sıra Fransa, Cezayir, ABD gibi ülkelerden sergiler açmış; yurt dışında Fransa Plastik Sanatlar Birliği Onur Başkanlığı, New York Dünya Sanat Sergisi Danışmanlığı gibi görevler üstlenmiştir.

Bana Mutluluğun Resmini Yapabilir misin Abidin?

“Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” demiş Nazım. Abidin Dino da cevaben:

“…..Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.
İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya… “ şiirini yazmış; sanıldığının aksine resim yerine.

Çok güzel ellere sahipmiş Abidin Dino. Bilhassa kadınları etkileyen gizemli bir çekicilik taşırmış pek yakışıklı olmamasına rağmen. El yazısı da aynı oranda etkileyici ve hoşmuş, kimsenin yazısına benzemeyen bir karaktere sahipmiş.

Abidin Dino, ilk desenlerini 1931’de “Artist” dergisinde yayımladı. Bu yıllarda Nazım Hikmet’in şiir ve oyun kitaplarına kapak desenleri çizdi. 20 yaşında D Grubu’nu, 26 yaşında Liman Grubu’nu kurdu. 1934’te Sovyetler Birliği’ne davet edildi, Lenfilm Stüdyoları’nda ressam olarak çalıştı, Sovyet yönetmenlerle film çekimlerine katıldı, Stanislavski için sahne krokileri çizdi. 1937’de Paris’te Gertrude Stein ile bir operanın dekorları üzerine çalıştı.

Nazım Hikmet ve Abidin Dino

Nazım Hikmet 13 Mart 1958’de Paris’te yazdığı şiir:

Bu adamlar, Dino,
Ellerinde ışık parçaları,
Bu karanlıkta, Dino,
Bu adamlar nereye gider?

Sen de, ben de, Dino,
Onların arasındayız,
Biz de, biz de, Dino,
Gördük açık maviyi.

Abidin Dino, Çiçek

1952’de Paris’e yerleşti; kısa bir süre Tristan Tzara’nın aracılığı ile girdiği Picasso’nun Valluaruis’deki atölyesinde çalıştı. 1955’te Galerie Kleber’de açtığı ilk kişisel sergisini takip eden yarım asırda eserleri New York, Moskova, Amsterdam, Atina, Prag, Zürih, Milano, Roma ve Paris’in de aralarında bulunduğu pek çok farklı kentte izlendi. Paris, Musée de l’Art Moderne de la Ville, Adibin’in resimlerini koleksiyonuna kattı.

Abidin Dino 1979’da Fransa Plastik Sanatlar Derneği (UNAP) onur başkanlığına seçildi. Türkiye’deki ilk sergisi 1964’te, İstanbul’da bulunan Galeri 1’de düzenlendi. Abidin’in kişisel sergileri daha sonra Ankara, İstanbul ve İzmir’de devam etti, ayrıca eserleri farklı temalar etrafında düzenlenen sayısız karma sergide yer aldı. 1984’te Galeri Nev, Abidin Dino’nun “El” desenleriyle açıldı. Aradan geçen yirmi yılı aşkın zamanda Nev, Abidin’in on iki ayrı kişisel sergisine ev sahipliği yaptı on ayrı desen kitabını yayımladı.

1933’te D Grubu topluluğunu diğer ressamlar Nurullah Berk, Cemal Tollu, Zeki Faik İzer, Elif Naci ve heykeltıraş Zühtü Müritoğlu ile birlikte kuran Dino, yine yenilik peşindeydi. Bu toplulukta düşünce yanı ağır basan resimler yapmayı amaçladılar ve meydana getirdikleri eserlerle birçok sergi açtılar.

Başlangıçta Picasso’nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı.

Abidin Dino, Portreler, 1930

Aynı yıl SSCB’li yönetmen Sergay Yutkeviç’in Türkiye’nin Kalbi Ankara filmini çekmek için Türkiye’ye geldiği sırada, Dino’nun resimlerini gördü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de ricasıyla, onu Leningrad’a davet etti. Böylece 1934’de sinema eğitimi almak için gittiği Leningrad’da dekoratör ve ressam olarak Yutkeviç’in çalışmalarına katıldı ve onun yönettiği Madenciler adlı filmde çalışma imkanı buldu. Abidin Dino, geçen üç yılın ardından, 2. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla oradan ayrıldı ve bir süre Londra’da yaşadıktan sonra, Paris’e gitti ve burada çalışmalarda bulundu. Yine ressam ve dekoratör olarak çalıştığı bu dönemde Pablo Picasso, Tristan Tzara, Eisentein, Andre Malraux ve Gertrude Stein gibi önde gelen sanatçılarla da yakınlıklar kurdu.

Abidin Dino, Gökyüzünde Sandalye

1939’da İstanbul’a döndüğü sıralarda yoksul insanlara ve balıkçılara olan ilgisinin üzerine, onun gibi düşünen sanatçılarla birlikte 1941’de Liman Grubu diye anılan Yeniler Topluluğu’nu kurdu. Liman çevresindeki balıkçıların resimlerinden oluşturularak açılan sergi büyük ilgi gördü. Aynı dönemde bir yandan da siyasal çalışmalarda bulunan Dino, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından Mecitözü’ne, ardından da Adana’ya sürgüne gönderildi. Dino, 1943 yılında Kenanpaşazade Sait Bey’in oğlu olan Osmanlı Bankası Resmi İşler Müdürü Asım Bey’in kızı dilci, öğretim üyesi, çevirmen ve yazar olan Güzin Dino (Dikel) ile evlendi. Adana’da yaşadığı dönemde, resimlerinde pamuk işçilerini işleyen Dino, “Kel” adını verdiği bir oyun yazdı, “Türk Sözü” isimli bir gazete yönetti ve 1950 yılında “Çingeneler” adında bir film de senaryosu yazdı.

1941’de sürgündeyken basılan Kel ile ilgili olarak Abidin Dino şöyle yazar: “Benim ilk kitabımdır. Basılır basılmaz Bakanlar Kurulu tarafından toplatıldı. Sanırım, kitabı yasaklayanlardan kimse onu okumamıştı. Üç harflik adı Kel yasaklanması için yetmişti.”

Ferit Edgü şöyle yazıyor: “Kel, o günün teknik olanaksızlıklarını çok iyi yansıtan bir kitap örneğidir. Aynı hurufat (basımdaki harf kalıpları) çıkışmadığı için olsa gerek, kitabın ikinci yarısında başka karakter kullanılmıştır.”

Orhan Kemal ve Yaşar Kemal ile de bu dönemde uzun yıllar sürecek olan dostluğun temelleri atılır. Sanatçı, Yaşar Kemal’in Deniz Küstü, Ağrı Dağı Efsanesi romanlarını resimler ve birçok kitabının kapağını da yapar. Birlikte yaptıkları uzun bir söyleşileri de Yüzler adıyla kitap halinde yayınlandı.

Ağrı Dağı Efsanesi

Sürgün yıllarının ardından İstanbul’a dönen Dino, “İkinci Dünya Savaşı” adlı diziyi gerçekleştirdi ve 1952 yılında tamamen Paris’e yerleşti. Amerika, Fransa ve Cezayir’de sergiler açmasının ve karma sergilere katılmasının yanı sıra, bir dönem Fransa Plastik Sanatlar Birliği’nin Onur Başkanlığı’nı yaptı ve New York Dünya Sergisi’nin Sanat Danışmanlığı’nı yürüttü. İki yıl sonra eşi de Paris’e yerleşti. Güzin Dino, Paris’teki Ulusal Bilim Merkezi’nde çalıştı ve Doğu Dilleri Enstitüsü’nde öğretim üyeliği yaptı.

Dino, tek bir konuyu ele alarak yaptığı resimlere, “İşkence” (1955), “Atom Korkusu” (1955), “Uzun Yürüyüş” (1955), “Uzay” (1959), “Adalar” (1964-65), “Savaş ve Barış” (1966), “Çıplaklar” (1976) gibi isimler vererek onları sergiledi. Aynı yıllarda, Yaşar Kemal’in “Deniz Küstü” (1978) adlı romanını, İlhami Bekir’in “Unuttum” (1979) ve Melih Cevdet Anday’ın “Tanıdık Dünya” (1984) adlı şiir kitaplarını da resimledi. Dino, 1966 yılında da yönetmenliğini yaptığı “Golemata Voda” adlı belgesel film ile, Flaherty Ödülü’nü kazandı.

 

Ölümünün ardından “Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar” adı altında, Kısa Hayat Öyküsü, Kel ve Verese adlı oyunları, Eller, Pera Palas, Sinan adlı anlatıları ve 1938-1993 yılları arasında yazdığı yazılar yayımlandı. Eşi Güzin Dino’nun da Gel Zaman Git Zaman – Abidin Dino’lu Yıllar adlı bir kitabı bulunmaktadır.

Sanatçının Kitapları

  • Kısa Hayat Öyküm – Can Yayınları
  • Sensiz Her şey Renksiz – Can Yayınları
  • Sinan – Bir Düşsel Yaşamöyküsü – Can Yayınları
  • Yeditepe Öyküleri – Can Yayınlar

Abidin Dino ise Kısa Hayat Öyküm aracılığı ile bize kendini şöyle anlatmıştır:

Hepsi iyi, hepsi güzel de, bu parlak görüntünün arkasında bir felaketin var olduğunu sezinlemekte gecikmiyorum. Biraz karışık da olsa, durumu az buçuk anlıyor olmalıyım. İsviçre, daha doğrusu Cenevre, korkunç bir fırtınanın ortasında bir sal, bir sığınak. Çepeçevre ölesiye bir dünya savaşı sürüyor. Oluk oluk kanların aktığı bu Birinci Dünya boğazlaşmasında, Türkiye, Almanya’dan yana ve felaketten felakete sürükleniyor. Büyük salonda, küçük salonda, kütüphanede, yemek odasında hep o felaketten konuşuluyor alçak kademeli seslerle.”

Abidin Dino, Otoportre, 1967

Yaşamı boyunca sağlık sorunları bir türlü yakasını bırakmadı. İlk ciddi sağlık sorunu Sovyetler Birliği dönüşünde ciğerleriyle ilgiliydi ki, 1937’de Paris dönüşünde kendisine askerlik yapamayacağını belirten bir rapor verilir. Bu rapora rağmen daha sonra askere alınır. Zor geçen askerlik koşulları nedeniyle ciğerlerindeki verem mikrobu böbreklerini etkiler ve ilk böbrek ameliyatını olur. Ameliyat yarası kapanmadığı için bu sorunla uzun yıllar yaşamak zorunda kalır. Şubat 1966’da bunu ikinci bir ameliyat izler. Daha sonra tekrar ameliyat edilir ve bir böbreği alınır. Bu ameliyattan sonra üç dört ay sanatoryumda yatan sanatçı sonunda verem mikrobundan kurtulabilir. Fakat uzun yıllar sağlık sorunları yaşayacaktır. 1990 yılında ise tiroid kanseri teşhisi konulur, 7 Aralık 1993’te Paris’te yaşamını yitirir.

Google Abidin Dino’nun 106. doğum günü için bir doodle hazırlamıştır.

Kaynakça:http://www.tamsanat.net/sanatcilar/eserleri.php?sanatci=64 – https://www.turkedebiyati.org/yazarlar/abidin_dino.html – http://ressamlar.grafiksaati.org/Abidin%20Dino/abidin_dino.htm – http://www.leblebitozu.com/abidin-dinonun-eserleri-ve-hayati/

Sanatla Art sayfasının kurucusu

Bir Yorum Yazın