Amerika’nın Sonsuza Kadar Kaybettiği 7 Yapının Önceki ve Şimdiki Halleri

Amerika’nın en ikonik binalarının bazıları yok olup gitmeseydi, şüphesiz bugün paylaşacak farklı bir kültüre sahip olacaklardı. Amerika, mimari kültür departmanında oldukça fazla ihtişam kaybetti.

Yine de HomeAdvisor’deki insanlar, bugünkü şehir manzaralarında yedi efsanevi ama yeryüzünden silinmiş Amerikan binasını göstermek için bir dizi interaktif rekonstrüksiyon yaratarak bunları “ne olursa olsun” göstermeye karar verdiler. Bu yüzden arkanıza yaslanın ve başka bir Amerika’ya bir göz atmanın tadını çıkarın!

Pennsylvania İstasyonu

 

 

Ne düşünüyorlardı ki? New York’un orijinal Penn İstastonu –haklı olarak– tarihi koruma hareketine ilham kaynağı idi. Beaux-Arts güzelliği, 1910 yılında ünlü McKim, Mead & White mimarlık firmasından bir tasarım gerçekleştirdi. Klasik ihtişamı, Antik Roma’nın tüm sütunları bu proje için yağmalanmış gibiydi, şimdi ise neredeyse inanılmaz abes görünüyor. Bina, 1963’te şehir yetkililerinin Versailles benzeri bakım maliyetlerinden yorulduğu için yıkıma uğradı.

Singer Building

1908 yılında inşa edilen Liberty Street ve Broadway’deki bu dev Lower Manhattan, bir zamanlar dünyanın en yüksek binasıydı. Amaçsızca yıkılmış bu en uzun bina, hâlâ “dünyanın en yükseği” rekorunu elinde tutuyor. Yine de, New York Times mimarlık eleştirmeni Christopher Gray’in de belirttiği gibi, şehir, bina 1968’de yıkıldığında “göksel parlaklık” lobisini yitirdi. Bu yer şu anda One Liberity Plaza tarafından işgal ediliyor.

Midway Gardens

 

Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden herhangi birinin yıkıldığına inanmak zor ama 79 tanesi yıkılmıştır. Şikago’nun Hyde Park semtinde 1929’da açılan bu eğlence kompleksi, yapımcının zihni kadar karmaşık ve ilginçti. Wright daha önce hiç bu ölçülerde bir projede yetkilendirilmemişti ve tüm benliğini bu işe adadı. Ne yazık ki, kaygan bir yamaçta kurulan bu yer 1929’da buldozer yıkımına uğradı.

Mark Hopkins Köşkü

 

Adam, bitmiş halini görmemiştir çünkü işin bitmesinden hemen önce vefat etmiştir. Maalesef, 1906 depremini takip eden yangında yıkıldığı için ve yeniden inşa edilmediği için yapının kendisi de ileriyi görememiştir. San Francisco’daki bu yerde şu an InterContinental Mark Hopkins binası varlığını sürdürmektedir

Birmingham Terminal İstasyonu

 

1909’dan 1969’a kadar, Alabama’nın ana tren istasyonu olan Birmingham, şehrin iki bloğunu kaplamaktaydı. Bizans dönemi profili, mimarlığın oryantal etkisi, bazı zevkler için tamamen çok egzotik olduğu için, zaman zaman ciddi dalgalanmalar yaptı. Vitray ışıklı ve sıradan oturma düzeniyle, genel bekleme odasında ‘ibadet yeri’ ortamları vardı. Ancak demiryollarının bozulması, ilginç tasarım istasyonunu enkaza uğramaktan kurtarmak için yeterli değildi. Bugün, yedi dönümlük alanın yeri dolmayı bekliyor.

The Beach Hotel

 

Wes Anderson, çatla da patla! Galveston, Texas’taki Beach Hotel, Grand Budapest Hotel’in sadece hayal edebileceği bir seviyeye ulaştı. 1882 yılında inşa edilen kırmızı ve beyaz çizgili ahşap çerçeveli bu görüntü, bir yangının sonsuza dek nadir güzelliğini yok edene kadar on altı yıl ayakta kalabildi.

The Hippodrome

 

Bu destansı orantıya sahip Manhattan Tiyatrosu, efsanevi illüzyonist Harry Houdini’den 500 güçlü koro sanatçılarına, tüm sirklere ev sahipliği yapmıştır. The Hippodrome’un 1905 açılış performansına “Mars’ta Yankee Sirki” adı verildi. Tiyatronun 5 bin 300 seyirci ve 1.000 oyuncuya kadar kapasitesi vardı, ancak ünü kısa ömürlü oldu. Filmlerin popülaritesi, 1939’da binanın nihai yıkımında büyük rol oynamıştır. Şu anda orada bulunan ofis binası kendisini Hipodrom Merkezi olarak adlandırıyor – ancak orijinalden çok daha az eğlenceli.

Kaynakça: https://www.boredpanda.com/america-lost-buildings-reconstructions-homeadvisor/

 

Sanatla Art sayfasının kurucusu

Bir Yorum Yazın