Beethoven’ın Küçük Bir Hayranına Gönderdiği Dokunaklı Mektup: Sanatçı Olmak Üzerine Tavsiyeler

Gerçek sanatçı kibirlenmez. Başkalarını kendine hayran bıraksa da, dehasını yalnızca uzaktan, yol gösterici bir güneş olarak göründüğü noktaya ulaştıramadığı için üzgülür.”

“Sanatçı, kendini tanımak için bildiğini unutandan başkası değildir” yazmıştı E.E. Cummings, bir sanatçı olmanın ne demek olduğunu düşünürken —öğrenmenin birikiminin, kaçınılmaz bir yan ürünü olduğunu ima eden bir his, büyüme süreci bizi üretkenlik kaynağımızın yakınına değil daha uzağına götürür. Baudelaire bunu mükemmel bir şekilde yakalamış: “Dahi kişi, çocukluğun iradesinden kurtulmaktan daha fazla veya eksik değildir.” Bu, belki de, insanlığın en verimli zihinlerinin, çocukluk dönemi aydınlanma anlarında yaratıcılık amaçlarının kökenini takip etmelerinin sebebi olabilir — Patti Smith’in Kuğu ile karşılaşmasının, Pablo Neruda’nın Çite Doğru Uzanan El anekdotunu ve Albert Einstein’in gelişen hafızasındaki pusulayı bulmasının nedeni budur.

Çocuklarla konuşurken, bu yüzden, sanatın kalbine ulaşmayı bu kadar kolay bir şekilde ve doğrudan başarıyordur insan. Bu tam olarak Ludwig van Beethoven’in (16 Aralık 1770 – 26 Mart 1827) küçük bir kızın hayran mektubuna verdiği yanıtta yaptığı şeydi.

Karl Stieler Beethoven tasviri

1812 yazında, genç ve istekli piyanist adayı Emilie, kahramanına sanatsal dehasına olan hayranlığını ifade etmek için o güzel el işlemeli cep kitabını göndermişti. Bu hareketten etkilenerek 41 yaşındaki Beethoven, üretken yaşam hakkında basit ama derin bir teşvik ve tavsiye sözleri sunarak, bir sanatçı olmanın ne anlama geldiğini ve sanat yapanların sanatının bize ne anlatmak istediğine dair mükemmel küçük bir manifesto sunmuştur. Beethoven Emilie’ye şunları yazmıştı:

“Sevgili Emilie’ciğim, sevgili Arkadaşım!

Sanatı sadece pratikte bırakma, ama onu kalbinin içine al; hak ettiği yer budur onun. Yalnızca bilim ve sanat insanı uluhiyete ulaştırır. Eğer, değerli Emilie’m, herhangi bir vakit bir şeyi öğrenmeyi istersen, bana tereddüt dahi etmeden yaz. Gerçek sanatçı kibirlenmez, ne yazık ki sanatı, sınırları olmayan formda görüyor; amaçtan ne kadar uzakta olduğunu karanlık bir şekilde derinlemesine hissediyor; ve başkalarını kendine hayran bıraksa da, sanatçı, dehasının yalnızca uzaktan, yol gösterici bir güneş olarak göründüğü noktaya ulaştıramadığı için üzülür.”

Ludwig van Beethoven

Bir anda patlayan öfkesiyle bilinmesine rağmen, birçok kişi bunu sağırlığına bağlamaktadır, Beethoven gerçekten de muazzam hassasiyete sahipti ve bu hassas zamanlarında üstün yetenekli biriydi. Bu, sosyal avantajı olmayan küçük bir kıza eklediği o yumuşak ve insani mektubuna eklediği kısımda da belli olmaktadır:

Ben, belki de, sana ve senin insanının yanına gelmeyi, iç yoksulluklarını bu kadar belli eden zengin halkıma tercih ederim. Eğer bir gün senin köyüne gelirsem, sana, senin evine de uğrayacağım; İnsana daha iyi insanlar arasında yer almasına neden olanlardan başka hiçbir mükemmellik tanımıyorum; onları bulduğum yer, evimi bulduğum yerdir.

Eğer, kıymetli Emilie, dilersen bana yazmayı, buraya yazdığım adreste olacağım. Beni arkadaşın olarak gör, ailenden bir dost gibi.

Kaynakça:https://www.brainpickings.org/2017/05/18/beethoven-emilie-letter/

Sanatla Art sayfasının kurucusu

Bir Yorum Yazın