Haftanın Tablosu: Köprüdeki Kızlar, Edvard Munch, 1903

Munch’ün resimlerinden hangisini anımsıyorsunuz ilk? Tabii ki akla ilk gelen Çığlık (Boğuntu) sonra Köprüdeki Kızlar olurdu. 30 yıl içinde, Edvard Munch bu konunun 12 farklı versiyonunu yapmıştır.

Edvard Munch, Köprüdeki Kızlar, 1903

Bu resmin versiyonlarından biri Sotheby’nin müzayedesinde 54 milyon dolara satıldı ve elbette “Çığlık”tan sonra Norveçli biri tarafından yapılan en pahalı ikinci eser oldu.

Ancak Çığlık’tan farklı olarak Köprüdeki Kızlar, hem sanatçının izleyicisinden hem de eleştirmenlerinden coşkulu tepkiler almıştır. Munch’ün resimlerinin arasından en mükemmeli, olgunu ve ahenklisi olarak adlandırıldı. Sanatçının resimlerinin ana havası, o beyaz-sıcak kaygı, çaresizlikle sınırlandı, aniden Köprüdeki Kızlar’a düştü ve melankoliden uzaklaştı. Mutluluk ölçeğinde, sakin yalnızlık, düşüncelilik ve üzüntü, belki de Munch’e sunulan en yüksek puandı.

Kendini daha iyi hissetme yeteneğine sahip değildi. Sanatçı, yıllar sonra, Köprüdeki Kızlar’ın yapıldığı 1902 yılını şöyle tanımladı: “…1902’den 1908’e, Kopenhag kliniğine kadar en mutsuz, en zor fakat inanç dolu ve en üretken olan yıllarımdı. ”

Birkaç yıl önce, Oslofjord’un batı kıyısındaki Åsgårdstrand’da bir ev almış ancak orada sadece birkaç yaz ay geçirebilmişti. Sanatçının çoğu zamanı sergi hazırladığı Avrupa’da yani Berlin, Paris, Floransa ve Nice’de geçmiştir. Daha sonra en uzun süre Munch’la kalan kadın Tulla Larsen ile ayrılıyor. Çok yorucu bir tutkuydu: birkaç mutlu ay ve sonra yıllarca süren kavgalar, tehditler, kaçanlar, ayrılıklar, intihar girişimleri, uzun süren kareler ve itiraflar. Bu tehlikeli aşk ilişkisi sırasında Munch, Üç Aşamalı Kadın serisini başlatarak cinselliği, sevgiyi ve ölümü tek bir kapalı döngüde ısrarla düzenledi.

Sanatçının Tulla ile ara verdikten hemen sonra resimlerindeki üretkenliğinin artması tesadüf değildi. İçtenlikle bir kadınla bir ilişkinin yaratıcılığı bastırdığına ve vampir kadının bir erkekten hayati bir güç ve yaratıcı enerji aldığına ikna oldu. Sonra nihayet özgürdü. Eleştirmenler, Munch’ün hayatındaki o dönemde “manzara-özgürlükler, masum insanların yaşadığı manzaralar ve insan tarafından sevilen her şeyin felakete mahkum edilme umudunun olduğu manzaralar” döneminin başladığını söylüyor.

Edvard Munch, Köprüdeki Kızlar, 1903

Köprüdeki Kızlar bu sanat eserlerine bir örnek. En kırılgan zaman gökyüzü açık olan yaz gecesidir. Sınır çizgisi, arazinin iki bölümünü bağlayan fiyortun yoğun su sütununun üstündeki köprüdür. Munch yürüyüşü sırasında fark ettiği ve onun için poz vermesini istediği üç kızı gördü fakat uzun bir süre sonra ilk defa onları ölüm hayaleti şeklinde görmemiştir. Sakin gece, Norveç güneşi bir süre güvenilmez gökyüzü kapatıyor ve tehdit geri çekiliyor. Sanatçı, bu anın durgun sessizliğine, pitoresk tuvallerinde 12 kez dönecekti ve düzinelerce onu litograflarında tekrarlayacaktı.

Kaynakça: https://arthive.com/edvardmunch/works/517941~The_girls_on_the_bridge

Sanatla Art sayfasının kurucusu

Bir Yorum Yazın