İkinci Yeni’nin Kural Tanımaz Şairi: Ece Ayhan

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin gelişmesinde özgün açılımlar sağlayan, İkinci Yeni olarak adlandırılan şiir hareketi; canlı, yaratıcı, estetik bir yeni-gerçekçi bakış açısıyla sanat hayatımıza önemli bir canlılık getirmiştir.

Ece Ayhan, Ara Güler çekimi

Garipçilerin gündelik hayatın içinden kopup gelmiş ‘’sokaktaki adam’’ına, Toplumcu Gerçekçilerin sınıf mücadelesi içinde ‘’ideolojik’’ olarak var olmuş insanına tepki olarak karmaşık iç dünyası, duyguları olan ‘’kentli birey’’i şiirine alan İkinci Yeni, şiirimize kazandırmış olduğu bu neo-realist tavrıyla biçim ve dilde de yeniliği beraberinde getirdi. Söz konusu sanat topluluklarının basit dil kullanımı ve politik mesajlı içeriğinin aksine, şiir dilinde sapmalara ve söz dizimi deformasyonlarına giderek ansiklopedik bilgi isteyen alışılmamış, özel bir söz varlığına yer verdi. Dil, şiirin konusu haline geldi. Söz konusu bu durum Ece Ayhan’ın ifadesiyle, ‘’yorulan şiirin ayak değiştirmesi’’dir.

İkinci Yeni şiir hareketinin önde gelen isimlerinin, şiirlerini Pazar Postası gazetesinde yayımlamaya başlaması ve bu şiir hareketinin 1956 yılında bir akıma dönüşmesiyle beraber, şairlerin bir manifesto ortaklıkları yoktur. Teorik meseleler üzerine farklı düşünceleri vardır.

Ece Ayhan, zengin, şaşırtıcı, özgün imgeleriyle İkinci Yeni şiir hareketinin inşasında öncü bir rol üstlenmiştir. Datça’da doğan şair, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde tamamladıktan sonra, yurdun çeşitli yerlerinde kaymakam olarak görev yapar. Memurluk hayatının verdiği disipline yaşam tarzına uymayan hırçın şair, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak İstanbul’a yerleşir. Meydan-Larousse ansiklopedisinde çalışır, Sinematek’te ve Yeni Sinema dergisinde müdürlük yapar. Ağaoğlu ve E yayınlarında da redaktör olarak çalışmıştır. Hastalığının ilerlemesi nedeniyle sağlığı günden güne bozulan şair, İzmir’de hayata veda etmiştir.

İkinci Yeni’nin yapıcı şairi Ece Ayhan, bu şiir hareketi için farklı adlandırmalar yapmıştır:

‘’İkinci Yeni (ben ‘’sıkı şiir’’ diyorum şimdi buna; o başka, ya da ‘’sivil şiir’’) 1950’lerden sonra, Türkçede, taşradan gelmiş ve çok genç parasız yatılıların oluşturdukları hiç beklenmedik, garip bir biçimde de özgün, çağdaş, çağcıl ve önemli bir şiir ve bir düşünce sıçramasıdır; yani 13/15 bir akım. Çok özgül bir anlamda belki de bir Mülkiye hareketi, hiç değilse ilginç bir Ankara şiir olayı.’’ (1989)

Ece Ayhan ve Oğlu

İlk şiiri 1954’te Türk Dili dergisinde çıkan şair, Varlık, Yenilik, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, A ve Yeditepe dergilerinde yayımladığı örneği bulunmaz şiirleriyle tanındı. Her dönemde kapalı bir söyleyişe sahip olan Ece Ayhan, şahsi ve özgün üslubu sayesinde, gelenekçi kimseleri de etkilemiştir. Garip’in dışında yeni bir ses ve dilbilgisi oluşturma gayretiyle, alışılmamış bağdaştırmalarla doğal dilin sınırlarını zorlamış, dili alt üst etmiştir.

Yeni ve şaşırtıcı imgeler kurarak şiirin ‘’sunuş’’ tarafının olduğuna dikkat çekmiş ve şiirin estetik bir değer taşıdığı fikrinin yerleşmesini sağlamıştır. Bu imgeler, çoğunlukla hayatın ya da tarihin ayrıntılarından seçilmiş somut bir olgu ya da kişinin nesnel bir karşılığı olarak kurulmuştur. Bu yeni imgeler şiirin içine birbirinden bağımsız motifler olarak yerleştirmiş, bu sebepten bu imgeler çoğu zaman birleştirilemeyerek anlam boşluklarını oluşturmuştur. Ece Ayhan, anlamı ‘’anlamsızlığa’’ kadar serbest bırakan teoriyle hareket etmiştir. Yarattığı değişik tasarımlar, okuyucunun dünyasına duygu ve düşünce anlamında geniş bir zenginlik katar. Bütün bu söyleyiş farklılıklarının nedeni, şiirine kentli bireyin konu olmasıyla birlikte, yeni özün, biçimini de beraberinde getiriyor olmasıdır.

‘’Hiçbir şiir başıboş değildir. Tutumuma, ne yapmak istediğime gelince: İkinci Cephe’yi açmak, us dışında da bir anlam olduğunu savunmak, şiir kuralları konusunda anarşist davranmak, anlamsızlığın anlamına doğru gitmek, bu gerçeklikleri dil kurallarıyla sınırlayamadığım için dili aşmak, tilcikleri özdeğinden kurtararak, yeni özün zorunlu sonucu olan yeni biçimi, yeni biçimin de zorunlu sonucu olan yeni özü getirmek diye özetleyebilirim.’’ (1957)

İlk şiir kitabı Kınar Hanımın Denizleri’nde 1955-1958 yıllarında yazılmış şiirleri yer alır. Buradaki şiirlerinde kendinden bahseder, yalnızlığını, ‘’kara duygululuğunu’’ anlatır. Çocukluk ve gençlik anılarından esintiler vardır. Sokak yaşantısından, tarihten, coğrafyadan izlere rastlanır ve sürrealizmin etkisi hissedilir. Kendine özgü çağrışımları bu kitabında daha belirgindir.

Apaş Paşa Şapa Oturdu,1957

‘’Yüzüklerinde altın parmaklar takılıymış ve
çarşılar grevsiz deli olurmuş yalnızlık işte’’

Fayton, 1958

‘’O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
incecik melankolisiymiş yalnızlığının
intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
caddelerinden ölümler aşkı pera’nın’’

1965’te yayımlanan ikinci şiir kitabı Bakışsız Bir Kedi Kara, ilk şiirleriyle benzer konuları paylaşır. Düzyazı şiirin örneklerinden biri olan Bakışsız Bir Kedi Kara’da, cümle yapısı bozulmuştur.

Bakışsız Bir Kedi Kara

Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan  bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.

 

Ece Ayhan

1968’de yayımlanan Ortodoksluklar ise başlıksız, Latin sayılı numaralarla sıralanmış 27 düzyazı şiirden oluşuyor. Ece Ayhan’ın düzyazı şiirinde bir uç noktayı temsil eden bu şiir kitabı, diğer şiirlerine nazaran daha kapalıdır. Tarihe, özellikle de Bizans’a göndermelerin fazla olduğu düzyazı biçimini alan serbest şiirlerinde, şiddet imgeleri öne çıkar. Çözülmesi zor bir kurgunun ve anlaşılması zor sözcüklerin olduğu Ortodoksluklar, Ece Ayhan’ı okuyabilmek için özel bir sözlüğün gerekli olduğunu da hatırlatmış olur.

Ender Erenel, hazırlamış olduğu Ece Ayhan sözlüğü ile şairin kapalı dünyasını aralamak, karmaşık kurguyu çözmek için ihtiyaç duyulan kilit kavramların açıklığa kavuşmasında bize yardımcı oluyor. Yeni Dergi’de yayımlanmış olan bu yazı ‘’sözlük’’ ve ‘’açıklamalar’’ olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Erenel, şiir kitaplarını sırasıyla ele alarak, bilinmediklerini varsaydığı sözcükleri şiirlerde kullanılma oranlarına göre topluyor. İkinci bölümde ise sözlüğün nasıl değerlendirilebileceğini gösteriyor.

Söz konusu gereksinim duyulan sözlük de, aslında doğrudan Ece Ayhan’ın ‘’kendi kendisinin terzisi’’ olan şiirlerinde aranmalı, bulunmalıdır.

 

XXVI

Örtemiyor üzüntüsünü, fakfon kanatlarıyla bir kokona, arkegon bozuğu. Bulanık çekimler.
Ayrılırken esrikti, elinde potin ayağında şemsiye. İki parmakla ıstavroz çıkarmak bilir.

 

Ece Ayhan Sözlüğü’nün Ortodoksluklar bölümünden örnekler:

Ortodoks: Dinsel anlamda ‘’doğru insan’’ demektir. Sertlik, gavurluk, orostopolluk anlamlarına da gelebilir.

Lavta: Uta benzer, gövdesi uttan küçük bir çalgı.

Madrigal: Konusu daha çok aşk olan kısa şiir. Sonnet’e benzer. Sözleri böyle şiirlerden alınan şarkılar.

Ece Ayhan ve Cemal Süreya

1973’te yayımlanan dördüncü şiir kitabı Devlet ve Tabiat, şairin en ünlü ve en sevilen kitabıdır. Geniş bir okur kitlesince tanınan bu kitabındaki değişimin sebebi, Günümüz Türkiye’sine göndermelerinden kaynaklı olarak şiirlerinin ve imgelerinin belli bir tema bütünlüğü içinde kolay algılanabilir nitelikte olmasıdır. Toplumsal ve politik içerik göze çarpar. Özellikle de ‘’çocuk’’ ve ‘’eğitim’’ şiirlerinin en yaygın temalarıdır. Ece Ayhan’ın eğitim felsefesini de veren bu şiirlerde, öğretmene, eğitim kurumlarına ve sistemlerine dair görüşleri hatta eleştirileri yakalanabilir.

Meçhul Öğrenci Anıtı, 1970

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
Maveraünnehir nereye dökülür?

Ece Ayhan yanında İlhan Berk

Diğer şiir kitapları olan Zambaklı Padişah, Çok Eski Adıyladır, Çanakkaleli Melahat’a İki El Mektup ve Son Şiirler’inde de, birer tarih okuması yaptığımız gibi İkinci Yeni’nin uzak çağrışımlarını, dil ve üslup özelliklerini görüyoruz.

Şiirleri dışında da öykülerine, anı, günlük ve denemelerine rastladığımız şairin yalnızca şiiri üzerinde durmayı tercih ettik.

1960 sonrası Türk şiirinde marjinal havalar estiren, kimsenin çalmadığı kapıları çalan, açmadığı pencereleri açan; keşfedilmemiş bir imgeler dünyasından beslenen güçlü şair Ece Ayhan, dikkatli bir çalışmayı hak ediyor. Kimi zaman kapalı bir kutu gibi kara duygulu, aykırı, sivil şiir yazan şair kimi zaman da yalınayak yazıyor fakat ikisinde de okurun ilgisini çekmeyi başarıyor.

Mor Külhani adlı şiirinde bütün sırrını açıklıyor:

‘’Şiirimiz her işi yapar abiler’’

Ece Ayhan’ın şiir defterinden birkaç kesit:

Kaynaklar:
Memet Fuat, Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi, Adam Yayınları, Temmuz 2011
Ece Ayhan, Ortodoksluklar, Yapı Kredi Yayınları, Özel 2018
Ece Ayhan, Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler-Seçme Şiirler, Yapı Kredi Yayınları, 2018
Ender Erenel, Ece Ayhan Sözlüğü, Yeni Dergi, Mart 1969, Sayı 54

Bir Yorum Yazın