On Muhteşem Tabloyla Paris’i Keşfe Çıkmak

Paris’e gittiyseniz bilirsiniz ki orayı bizzat görmek gibisi yoktur. Fakat büyük sanatçıların yardımıyla biraz Paris havası almak da çok güzel olabilir. Öyleyse hadi bu on eserle Paris’in önde gelen mekanlarına bir göz atalım.

Bu eserlerden bazıları Paris’te doğup büyümüş insanlara, bazıları da kentin büyülü havasını ilk kez tecrübe etmiş olanlara aittir. Aynı yeri bu kadar farklı bakış açılarıyla görmek muhteşem. Peki siz Paris’in bu önemli yerlerini ziyaret etmiş miydiniz?

Champs Élysées

Jean-Georges Béraud, Arc de Triomphe, Champs-Élysées, c. 1882-6, present location unknown.

Paris’te alışveriş yapmak adeta bir efsanedir ve dünyanın en önemli mağazalarından birçoğu ünlü Şanzelize Caddesi’nde yer almaktadır. Bu caddenin en önemli noktası da Zafer Takı’dır (Arc de Triomphe). Anıt, antik Roma zafer kemerlerinden esinlenilerek, Napolyon’un 19. yüzyıldaki zaferlerini anmak amacıyla yapılmıştır. Fransız ressam Jean-Georges Béraud (1848-1935), tıpkı bu tablosunda olduğu gibi güzel kentlerini dolaşan zarif Parislileri resmetmekten büyük keyif almıştır.

Tuileries

Édouard Manet, Music in the Tuileries, 1860-1, National Gallery, London.

Tuileries, Louvre Müzesi’nin hemen dışındaki büyük bir şehir parkıdır. Gerek parka gerekse ressama dair fazla açıklama yapmaya gerek yok. Edouard Manet (1832-1883) halkı şaşırtmasıyla ve modernist nesillere ilham oluşuyla ünlü bir ressamdır. Ressamın açık hava konserinde eğlenen Parislileri resmettiği bu tablosu, her ne kadar daha yavan kabul edilse de şehir yaşamını betimlediği diğer tablolarla uyumludur. Tabloda, Charles Baudelaire ve diğer modernistlere de yer verilmiştir.

Quai Voltaire

Childe Hassam, April, Quai Voltaire, Paris, 1897, private collection.

Quai Voltare Paris’te bulunan kitapçılarıyla ünlü bir sokaktır. Tablonun ön kısmında yer alan, suyun hemen yanındaki caddenin üzerine sıralanmış kitapçı tezgahlarını görebilirsiniz (Quai, Fransızcada rıhtım anlamında gelmektedir). Tablonun ressamı Childe Hassam, New York ve Paris gibi şehirleri resmetmesiyle beğeni toplamış Amerikalı bir empresyonisttir.

Pont Neuf

Johan Barthold Jongkind, Fire on Pont Neuf, 1853, private collection.

Pont Neuf, Paris’in sol ve sağ kıyılarını Seine boyunca birbirine bağlayan köprülerin en eskisi olsa da ismi aslında “yeni köprü” anlamında gelmektedir. Köprü, muhtemelen ismini inşa edildiği 16.yüzyılın sonlarında almıştır. Tabloda köprü yanmakta olsa da bazı kemerleri tanımak mümkündür. Johan Barthold Jongkind (1819-1891) kariyerinin çoğunu Fransa’da geçiren Hollanda doğumlu bir ressamdır. 17. yüzyıl Hollanda manzara tabloları ve izlenimcilik etkisiyle Fransa’yı ve Paris’in önde gelen yapılarını sıkça resmetmiştir.

Malesherbes Bulvarı

Jean-François Raffaëlli, Boulevard Malesherbes, Paris, c. 1890, private collection.

Fransız Jean-Francois Raffaëlli (1850-1924) değişik tarzlarda resim ve heykeller yapmıştır. Paris’in işçi sınıfını resmettiği realist tablolarıyla ünlü olsa da bu tablosunda da görüldüğü üzere empresyonizmden de etkilenmiştir. İnsanların, binaların, ağaçların ve gökyüzünün puslu bir atmosfere karışması, Claude Monet’nin Rouen Katedralini yorumladığı tabloları anımsatmaktadır. Malesherbes Bulvarı adını, Fransız Devrimi sırasında giyotinle cezalandırılan Fransız bir devlet adamından alır. Bulvar, aynı zamanda ünlü Haussmann Bulvarı’nın da (aşağıdaki tablo) komşusudur.

Haussmann Bulvarı

Gustave Caillebotte, Boulevard Haussmann, Snow, c. 1880-1, private collection.

Haussmann Bulvarı alışveriş için mükemmel bir yer olmasının yanı sıra ismini aldığı Georges-Eugène “Baron” Haussmann ile de ünlüdür. Georges-Eugène “Baron” Haussmann (1809-1891) Paris’i bugün bildiğimiz haline getiren şehir plancısıdır. III. Napolyon için çalışan Haussmann eski şehri tamamen yenilemiştir. Paris’i modern bir metropole dönüştürmek için binaları yıkmış, yolları genişletmiş ve altyapıyı iyileştirmiştir. Aynı zamanda Paris’te neoklasik mimariye önayak olan kişidir. Bunu Gustave Caillebotte’in tablosunda ve hemen aşağıdaki Palais Garnier resminde görmek mümkündür. Tablonun ressamı Gustave Caillebotte ise (1848-1894), Fransız izlenimciliğinin önde gelen isimlerindendir.

Palais Garnier

Frank Myers Boggs, Grand Opera House, Paris, date unknown, private collection.

Palais Garnier, 19. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş ve mimar Charles Garnier’in adını taşıyan ihtişamlı bir opera binasıdır. Klasik, Rönesans ve Barok dönemlerinin unsurlarını birleştiren Beaux Arts tarzı mimarinin muhteşem bir örneğidir. Bina, aynı zamanda Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) operasının yapıldığı yerdir. Amerikalı sanatçı Frank Myers Boggs (1855-1926) kariyerinin çoğunu Jean-Leon Gerome ile çalıştığı Paris’te geçirmiştir. Boggs, Palais Garnier açıldıktan bir yıl sonra, 21 yaşındayken Paris’e gelmiştir. Ohio doğumlu Amerikalı sanatçı, opera binasını böylesine etkileyici bir şekilde yorumlayarak adeta çok yönlü Fransız mimarisine olan hayranlığını ortaya koymaktadır.

Pigalle Place

Giovanni Boldini, Bus on the Pigalle Place, Paris, date and location unknown. Giovanni Boldini, Bus on the Pigalle Place, Paris, date and location unknown.

Pigalle Place, Montmartre’de yer alan, sanatçılara ve yazarlara ev sahipliği yapan bir meydandır. Moulin Rouge ve Moulin de la Galette dans salonları da bu meydandadır. Giovanni Boldini (1842-1931) Fransa’da popüler olan İtalyan bir ressamdır. Boldini büyük ihtimalle bu bölgeyi avucunun içi gibi biliyor, meslektaşlarını stüdyolarında ziyaret ediyor ya da meşhur ressamların uğrak mekanı olan kafeleri işletiyordu. Ne var ki portresini çizdiği elit kesim muhtemelen daha göz alıcı yerleri tercih ederdi.

Luxembourg Bahçesi

Helena Sturtevant, Children in the Luxembourg Gardens, Paris, 1914, private collection.

Lüksemburg Bahçesi 1610 yılında yapılmıştır. Paris’in en önemli yerlerinden biri olan park, yüzyıllardır popüler bir buluşma yeridir. Güzel çiçekler, ağaçlar, çeşmeler, göletler, geniş bir heykel bahçesi ve başka ilgi çekici yerlerle doludur. Fransız Senatosu’nun toplanma yeri olan Lüksemburg Sarayı da tablonun arka planında görülmektedir. Helena Sturtevant (1872-1946), Boston ve Paris’te eğitim görmüş Amerikalı bir manzara ressamıdır. Atlantik’in iki yakasında da büyük başarılar yakalamıştır. Bu tablo da onun en bilindik eserlerindendir.

Louvre

James Tissot, At the Louvre (Foreign Visitors at the Louvre), 1879-80, private collection.

Louvre’dan daha ünlü olan çok az yapı vardır (aklıma sadece iki tane geliyor). Louvre, 12. yüzyılda müstahkem bir kale olarak inşa edilmiştir. Bina bugün gördüğümüz haline 16. yüzyılda gelmiş, Napolyon Bonapart döneminde müze haline getirilmiştir. James Tissot’un da resmettiği gibi, dünyanın her yerinden insanlar Louvre’un eşsiz koleksiyonları görmek için Paris’e gelmektedir. Tissot (1836-1902), Fransa doğumlu realist bir ressamdır. Sofistike ve güzel giyimli figürlerini ayırt etmek oldukça kolaydır. Fırfırlı elbise içinde zarif, genç bir hanımefendi tablosu görürseniz muhtemelen Tissot’a aittir.

Kaynakça:http://www.dailyartmagazine.com/parisian-landmarks-ten-paintings/

Bir Yorum Yazın