PARİS’TE KIŞ: GUSTAVE CAILLEBOTTE’UN KARLI ÇATILARI

Bugünlerde bizi üzen çığ felaketi haberlerinden sonra bir nebze de olsa iyi gelmesi için Gustave Caillebotte’un güzel kış günü tablosuna bir göz atalım.

Bir sabah erkenden gözlerinizi pencerenizden süzülen gün ışığına açıyorsunuz. Odanızın soğukluğunu anında hissediyorsunuz, sıcak nefesiniz yatağınızın üzerinden bir bulut gibi yükseliyor. Paris’le beraber uyanışınıza soğuk hava eşlik ediyor. Dışarıyı görmek için yataktan kalkıyor ve pencereye ilerliyorsunuz. Pencereyi ardına kadar açıyor ve etrafınızdaki evlerin karlı çatılarına bakıyorsunuz. Dün gece yağmur yağmış, Paris’in krem rengi kireç taşları kardan ve buzdan bembeyaz bir örtüyle kaplanmış. Gökyüzü, yerdeki bembeyaz örtüyle bir tezat içerisinde, kara bulutlarla kaplanmış. Paris, ışıkların kendinden karların kentine dönüşmüş.

Gustave Caillebotte, Boulevard Haussmann Snow

Gustave Caillebotte, “Karlı Çatılar” eseriyle, kötü bir havanın bir kentin manzarasına olan etkisini ele alıyor. Bugünün konusu hayallerimizin güneşli Paris’i değil. Bugün Gustave Caillebotte’nin şaheserini inceleyeceğiz. Hadi başlayalım.

Gustave Caillebotte, Karlı Çatılar, 1878, Musée d’Orsay, Paris.

Gustave Caillebotte (1848-1894), Empresyonist bir ressam ve Claude Monet, Auguste Renoir ile Camille Pissarro gibi isimlerin arkadaşı ve patronudur. Ömrünün büyük bölümünü, çoğu eserinin teması olan Paris’te geçirmiştir. Empresyonist ressam arkadaşlarının çoğunun aksine Caillebotte’nin resimleri, tarafsız bir gerçekçilikle çizilmiştir ve romantik değildir. Resmini çizdiği şeyleri romantikleştirmemiş, bu sebeple de tekdüze detayları ve alelade renkleri kullanmayı ihmal etmemiştir. Caillebotte’ye göre her şey güzel olmak zorunda değildir. Zira hayatın ta kendisi güzel anların daimi bir akışı değildir. Hayatta sıradan olaylar ağır basar, Gustave Caillebotte de “Karlı Çatılar” ve diğer eserlerinde tam olarak bunu resmetmiştir.

Karlı Çatılar, Paris’in kalbinde dondurucu bir kış sabahının tasviridir. İzleyici, yüksek bir yerden, muhtemelen çok katlı bir binanın üst penceresinden Paris’i görmektedir. Binayı çevreleyen mahalleyi meydana getiren, bir arada duran binaları yukarıdan görür. Binaların üzerindeki kalın beyaz boyalar, kalın kar tabakalarıdır. Kar, eğimli çatılara, pencere çıkıntılarına ve baca borularına yapışmıştır. Meşhur Paris taşı zar zor görülebilmektedir. Kar, Paris’in bazı önemli simgelerini kaplayarak şehri az efsanevi ve daha sıradan hale getirir. Karlı Çatılar Paris’i değil, Fransa’nın herhangi bir şehrini tasvir ediyor gibidir.

Karlı Çatılar, empresyonizm akımıyla verilmiş eserler arasında muhtemelen en kasvetli gökyüzüne sahip olanlardan biridir. İnce, puslu gri boya, bulutlar ve karla kaplı kasvetli bir gökyüzünü yansıtır. Gökyüzündeki grilik, binaların cephelerinde de kendine yer bulur. Ön binanın pencereleri, arka binalarla ve gökyüzüyle benzer tonlardadır. Tablonun her bölümünde grinin benzer tonları kullanılmıştır, bu da tabloyu uyumlu ve dengeli kılar. Karlı Çatılar tablosunun hiçbir bölümü bir diğerinden daha ön planda değildir, tabloya denge hakimdir. Tablodaki her şey aynı renklerle ahenk içindedir ve bu renkler gri ve beyazdır.

Karlı Çatılar’da ağırlık beyaz ve griden yana olsa da, siyahtan izler de vardır. Bu siyahlıklar beyaz kar ile keskin bir tezat oluşturur. Dikey siyah bacalar ve borular, yatay beyaz çatılar ve çıkıntılarla birleşir. Tablodaki dikey siyahlıklar, yatay beyazlıkların monotonluğunun önüne geçer. Siyah detaylar tabloya, siyahtan griye, griden parlak beyaza giden bir renk skalası sağlar. Siyah beyaz fotoğrafçılığın en iyi örneklerinde de olduğu gibi ışık da karanlık da en uç halleriyle bir arada olmalıdır ki kompozisyon derinlik, hareket ve canlılık kazansın.

Karlı Çatılar, modern Paris’in çok eski bir tecrübe ile bir araya gelişinin tasviridir. Paris, İkinci Fransız İmparatorluğu döneminde, Baron Haussmann tarafından 1853-1870 tarihleri arasında bugün bildiğimiz halini almıştır. Baron Haussmann, İmparator 3. Napolyon döneminde Seine Valisi iken Paris’in önemli bir kısmını yıkıp yeniden yaptırarak şehri baştan aşağı değiştirmiştir. Kent merkezinin daha geniş ve hijyenik olması adına kalabalık ve sağlıksız mahalleler yıkılmıştır. Karlı Çatılar tablosu da işte bu yenilik dönemini tasvir ediyor. 1878 yılında yapılmış olan Karlı Çatılar, Haussmann döneminin tipik mansart çatılarını ve alınlıklı pencerelerini yansıtıyor.

Gustave Calliebotte, Parkta Kar, Paris

Caillebotte’nin eseri modern mimari ile zamansız bir tecrübenin -kar- bir araya gelişidir. Yeni binalar ve o eski hava… İşte Caillebotte’nin şaheseri Karlı Çatılar: Bir Paris manzarası.

 

KAYNAK: https://www.dailyartmagazine.com/winter-in-paris-gustave-caillebotte-rooftops-in-the-snow/

Merhabalar. İsmim Betül. Marmara Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisiyim. Kitapları, plakları, siyah beyaz filmleri ve kırmızı elektro gitarları severim. Çevirilerimi beğenmeniz dileğiyle

Bir Yorum Yazın