Seçme Kelimeler Sözlüğü: Cahit Zarifoğlu-Menziller

Şaire ve şiire yeni bir bakış açısıyla yaklaşmak ve onu bir noktadan da olsa tanıyabilmek için duygu dünyamıza dokunan kelimelerin çağrıştırdığı anlamlarla ufak bir sözlük hazırladık. İyi okumalar dileriz.

image

Çocuk: Sevgi ile yetiştirilmeye ihtiyacı olan, muhafaza edilmezse eğri büyüyecek bir fidan.

Erkek: Mümbit bir dağ, yuva kalesinde kadının sırtını yasladığı.

Hayvan: Genellikle nefsin ve mertebelerinin benzetildiği dünya canlısı metafor.

At: Eski çağlardan beri Türk’ün yanından ayırmadığı dostu.

Kadın: Merhamet beşiği, güzellik timsali, erkeğin mabedi.

Musa: Hz. Musa, Allah’ın (c.c) kendisi ile konuştuğu, bu yüzden Kelimullah tabirinde kullanılan, kendisine Tevrat indirilen peygamberdir.

Kardeş: Aynı anne ve babadan doğmaksızın da olunabilecek en yakın akraba mertebesi, yoldaş.

Güneş: Divan edebiyatı mazmumlarında ‘feleğin mumu’ olarak geçen, yeni umutların başlangıcı yeni günleri doğuran umut kaynağı.

Heybe: İçerisinde yalnızca yiyecek taşınmayan, yol azığı olabilecek tüm güzel hasletlerin sığabildiği torba. Bir açıdan gönül.

Kelimeler: Kimi zaman bal kimi zaman ağu olan kaynak suyu.

Elçi: İnsanlar arasındaki aracı olanlar ve Allah ile kul arasında aracı olanlar suretiyle ikiye ayrılır.

Karanlık: Düşüncenin dehlizi, yalnızlığın aynası.

Rahmet: Allah’ın insana bağışladığı şevk, cezbe, bereket; merhamet, acıma ve esirgeyişi, iman ile gelen ferahlık. Yağmur da deriz aynı zamanda.

Esef: Rahmetten uzakta kalan insanın hayıflanışı.

Peygamber: Önder.

Haya: Kimsenin seni görmediği yerde O’nun seni izlediğinin farkında olmak hali. Görünürlüğün popülaritesinde muhafazası zorlaşan bir haslet.

Terazi: Ekmek parasının helalliğine denk düşen bir eşyanın metaforu.

Zarif: Kırılsa da kırmayan geniş bir gönül.

Kuş: Özgürlüğü kanatlarına bağımlı tıpkı insan gibi. ‘Ve kuşlar da kaderle uçar’

Kader: Rahman’ın adaleti.

Sofra: Aile olmaya vesile olan yaygı.

Yalnızlık: İnsanın en çıkmaz yanı.

Av: Hayvanın insana yakalandığı kadar insanın da insana yakalandığı; gaflette olan.

Yılan: Cennetten kovulmaya sebep olan, inanışa göre ayaklarından mahrum bırakılıp sürünmeye muhtaç olan canlı. Bknz. Sezai Karakoç- Yitik Cennet.

Halk: Aynı vatanı benimseyen, vatan uğruna canını verebilecek kitle.

Toprak: Uğrunda kanlar döküldüğünde vatan olan tabiatın anası.

Ses: Çoğu zaman kulaktan ziyade gönlün ihtiyaç duyduğu işitme organı kazanımı.

Çiçek: Cennetten bir nimet kadar saf bir güzellik.

Dudak: Ab-ı hayat.

Başörtüsü: Kadının hazinesi.

Komşu: Sokağı canlandıran, şehri güvenilir kılan, ülkeyi yapılandıran her bir ferd.

Ağaç: Tabiatın ve insanın biricik değeri.

Orman: Tekin çoğa dönüşüp yine bir olması, ciğerleri temizlediği kadar yüreği de ferahlatan doğal güzellik.

Doğa: Kainatın tüm renklerinin ahenkle dans ettiği ortam.

Ana: Sevgiye ve acıya gebe olan, yuvanın mümbit kaynağı kadın.

Ekmek: Nimetlerin başı. (Ülkemizde israf edilen ekmek rakamlarından bahsetmek istemiyoruz.)

Beden: Ruhun kılıfı.

Yuva: Aile otağı.

Öz: Tıynet, hakikat, kök. (Tartışmaya açık bir konudur.)

Yeryüzü: Güzelliği ile insanı mest eden ahiret tarlası.

Meczup: Bu dünyanın en akıllı kişisi.

Müzik: Ruhun gıdası.

Silah: Büyük bir gürültü ile gelen sessizlik.

Savaş: İnsanoğlunun tüm vahşiliğini aşikar olarak gözler önüne seren olay.

Sigara: Hiçbir şey yapılamayınca elin uzandığı dert ortağı.

Şark: Yapay sınırla belirlenen topraklara verilen isimlerden yalnızca biri.

Hemşehri: Karşılaşıldığında yüzde tebessüm bıraktıran memleket sevgisi.

Oda: ‘Od’ kelimesinden türeyen, yani herkesin bir ateş etrafında toplandığı sıcak ve samimi mekan.

Cömertlik: İçten ikram edilen he şey, en başta sevgi.

Yar: Gönül.

Günah: İnsanı insan yapan gafletin kendisi.

Tevbe: Allah’ın kulundan beklediği temel davranış. ?

Sokak: Yuvanın ve ailenin bulunduğu, güvenle yaşanılan mekan.

Dağ: Yeryüzünü ayakta tutan, yeri geldiğinde insanın sırtını yasladığı bir diğer insan.

Kapı: Yapıların girişinde bulunduğu kadar her işin de başlangıcında da bulunan ve açmasını bilene yol veren merhale.

Uzuv: İnsanın ömrü boyunca şükretse dahi eda edemeyeceği her bir organı

Aşk: Hayatın anlamı.

Ejder: Her milletin hayal dünyasını ayrı ayrı yansıtan hayali yaratık.

Şahit: İnsanın bir ömür boyunca içinde bulunduğu eylem.

Helak: İnsan azgınlığının en üst noktasında yaratının insanı ve dünyayı yerle yeksan eden karşılığı.

Kurtuluş: O’na layık olabilmek için çabalamak.

Ruh: İnsanın asıl dünyası.

Masal: Çocukları uyutmak dışında büyük altyapıya ve anlamlara sahip sözlü gelenek ürünü.

Destan: Milli bilinç menbalarından biri.

Gıybet: İnsanın en büyük dil afeti.

Hür: O’nun emir ve yasakları doğrultusunda insanın ulaşabileceği en haz dolu mertebe.

Melal: İnsanın kopamadığı aksi, hüzün.

Yezit: Bir kötünün nasıl tüm kötülere lakap olabileceğinin kanıtı. bknz. İkinci Emevi halifesi.

Ağlamak: Arınmak.

Cahit Zarifoğlu ve çalışma masası

Seçme Kelimeler Sözlüğü başlıklı yazının devamı gelecektir. Beklemede ve sanatla kalın!

Kaynakça: Cahit Zarifoğlu: Menziller/Beyan Yayınları,2014
Öne Çıkan Görsel Kaynakçası: https://scream-of-heaven.tumblr.com/

Bir Yorum Yazın