Haftanın Tablosu: Sis Denizi Üzerindeki Gezgin, Caspar David Friedrich

Caspar David Friedrich’in ”Sis Denizi Üzerindeki Gezgin” eserinde, koyu yeşil bir palto ve bot giyen bir adam, bastonuyla birlikte bulutlu bir manzaraya bakmaktadır. Karanlık, kayalıklı bir yüzeye yerleştirilmiş figür, birleşen düzlüklerin, belirsizliğin merkezinde dikilmektedir. Harvard Üniversitesinde profesör olan sanat tarihçisi Joseph Koerner, resmin orta noktasının adamın göğsünde olduğunu belirtmektedir.
”Kalp evrenin merkezidir” demektedir.

Caspar David Friedrich, Sis Denizi Üzerindeki Gezgin, 1818

Son iki yüzyıl boyunca bu resim kültürel bir ikon haline gelmiş, hatta Terry Eagleton’un felsefi kitabı Estetiğin İdeolojisi’nin kapağını süslemiştir. Ayrıca Franz Schubert’in kasvetli, gezgin bir kahramanı anımsatan klasik bir müzik bestesi olan Kış Yolculuğu’nu resmetmek için de kullanılmıştır.

Sis Denizi Üzerindeki Gezgin, örnek niteliğinde bir romantik sanat eseridir. Estetik, 1789’un kanlı Fransız Devrimi’ne kısmen katkıda bulunan Aydınlanma değerlerine (mantık, rasyonelizm, düzen) tepki olarak başlamıştır. Avrupa’nın her tarafında yazarlar, sanatçılar ve müzisyenler dikkatini duygu ve hayal gücüne çevirmiştir. Uçsuz bucaksız doğanın 19. yüzyıl Avrupalılarından daha güçlü olması önemli bir konu haline gelmiştir. Friedrich bu özellikleri, tuvalinin ortasına uçsuz bucaksız ve bilinmeyen bir bölgeye bakan bir adamı yerleştirirken örnek olarak göstermiştir.

Sanatçı, şu an neredeyse adıyla eş anlamlı olan sanat eserini 1817-1818 civarında oluşturmaya başlamıştır. Friedrich resmi yapmak için Dresden’in güneydoğusundaki Elbe Kumtaşı Dağlarına (şu anki Çekya bölgesi) seyahat etmiştir. Kayaları ve doğal formları yoğun detaylarla çizmiştir. Stüdyosuna geri döndüğünde yeni ve hayali bir manzara yaratmak için bunları birleştirmiştir.

Friedrich, resme bakan kişiler (bizler) ile sisli açıklığın arasına arkadan görülen bir figür çizmiştir. Julian Jason Haladyn’in 2016 tarihli ”Friedrich’s ‘Wanderer’: Paradox of the Modern Subject” adlı yazısında açıkladığı gibi resimdeki figür, resme bakan kişi için bir vekil (başkasının yerine davranma yetkisi olan kimse) olarak servis edilmektedir. Julian Jason Haladyn: ”Biz bu figüre manzaranın genel ölçeğini belirlemek için bakıyoruz. Daha spesifik olarak fiziksel bedenlerimizi boyalı dünyanın mekânsal parametreleriyle ilişkilendiriyoruz.” demektedir. Buradaki gökyüzü, J.M.W. Turner’in eserlerinde de olduğu gibi, neredeyse soyut hâle gelmektedir.

1930’larda Hitler ve Naziler, Friedrich’i ideolojik ataları olarak iddia ettiklerinde sanatçının mirası zarar görmüştür. Almanya manzarasına olan mest olma hâlini, benzer şekilde ulusal toprakları romantikleştiren ”Blut und Boden” (Kan ve Toprak) sloganıyla ilişkilendirmişlerdir. Bu ilişkilendirme, gelecekteki bilginleri yıllarca Friedrich’in çalışmalarına kapatmıştır.

Son olarak 1970’lerin ortalarında, sanat tarihçisi Robert Rosenblum, Friedrich ve meslektaşlarının (John Constable, Turner) çalışmalarını, Soyut Ekspresyonistlerin çalışmalarıyla ilişkilendirmeye çalışmıştır. Hatta Rosenblum 1975’te bir kitabının adını ”Modern Painting and the Northern Romantic Tradition, Friedrich to Rothko” (Modern Resim ve Kuzey Romantik Geleneği, Friedrich’ten Rothko’ya) olarak koymuştur. Bu kitap, bir eleştirmenin de yazdığı gibi iki sanatçıyı “benliğin evrenle bütünlüğü” arayışlarıyla ilişkilendirmiştir. Ve nihayetinde Friedrich, sanat tarihi söyleminin merkezine geri dönmüştür.

Koerner olası bir sonuca ulaşsa da diğerleri, resimdeki arkadan görünen figürü kesin olarak tanımlayamamışlardır. Friedrich’in, Albay Friedrich Gotthard von Brincken adında üst düzey bir orman görevlisini çizdiğine ve kıyafetinin onu Prusya’nın Napolyon’a karşı olan savaşının Kralı III. Friedrich Wilhelm için gönüllü bir korucu olarak gösterdiğine inanmaktadır. Koerner 1990 tarihli ‘‘Caspar David Friedrich and the Subject of Landscape” adlı kitabında, “Von Brincken muhtemelen 1813 veya 1814’te bir eylemde öldürüldü, ve bu 1818 tarihli Sis Denizi Üzerindeki Gezgin tablosu vatansever Von Brincken’in anısına yapıldı.” demektedir.

Bu resmin görmemiz için getirdiği bilgi her ne olursa olsun, meraklısı için heyecan sunmaktadır. 1970’den beri Almanya’nın Hamburg kentindeki Hamburg Sanat Galerisi’nin koleksiyonunda sergilenmektedir. Koerner, Sis Denizi Üzerindeki Gezgin‘in büyüsü hakkında “Sanat üzerine çalışmamış olsanız bile, onu hissediyorsunuz.” demektedir. “Sisin içinde gördüğünüz zirvelerin sanatçının sadece hayal gücünün ürünü olmadığını hissediyorsunuz. Onlar stüdyoda yapılmıyorlar. Bu zirvelerin ve vadilerin her biri, her kaya, her ağaç gözlemlenmiş ve daha sonra yeniden resmedilmiş ve yeniden düzenlenmiştir.” Friedrich resmi yaptıktan iki yüz yıl sonra, doğal dünyanın olağanüstü hatları, ve insanın dramatize edilmiş ilişkisi, yağlı boya ve tuval vasıtasıyla aktarılmıştır ve hâlâ afallamamızı sağlamaktadır.

Kaynak: https://arthive.com/caspardavidfriedrich/works/555741~Wanderer_above_the_Sea_of_Fog

Beykent Üniversitesi mütercim tercümanlık bölümü öğrencisiyim. Sanatla çoğalıyoruz çoğaldıkça güzelleşiyoruz.

Bir Yorum Yazın