Kahve, Çay, Bira… Tablolarda Her Tattan İçecekler!

Yorucu bir günden sonra eve gelip iyi bir içeceğin keyfine varmayı sevmeyen olabilir mi? Ya da arkadaşlarıyla oturup bir şeyler içmeyi? Çay, kahve, viski ya da bira, hiç fark etmez. Önemli olan elinizin altında her zaman iyi bir içeceğin olmasıdır. Şimdi eserlerinde leziz (ve tehlikeli) içeceklere yer vermiş birkaç ressam hakkında konuşacağız. Hadi çayınızı hazırlayın (ya da biranızı kapın), arkanıza yaslanın ve ben sizlere tablolardaki en ilginç içecekleri gösterirken keyfinize bakın.

Henri Matisse, Coffee, 1916, Detroit Institute of Arts

En sevdiğiniz içecek nedir? Ben özellikle çayı ve kahveyi seviyorum. Kahve, üniversite hayatımın uzun günleri ve bitmek bilmeyen geceleri boyunca en büyük yardımcımdı. İş hayatımda ise bugüne kadarki en iyi arkadaşım. Geldiğim yerde kahve bir aile içeceği sayılır. Kendimi bildim bileli evimizde birlikte kahve içilir. Babam öğle yemeğinden sonra kahve yapardı, erkek kardeşim ve ben yanına otururduk, beraber kahve içerdik.

Fakat zannediyorum ki bu sadece bize özel değil. ”At The Coffee Table” (Kahve Masasında) adlı tablosunda Edward Munch; sıcak, koyu bir kahveyi paylaşan, genç sayılmayan bir çifti tasvir ediyor. Bu tabloyu resmettiğinde Munch yalnızca 20 yaşındaydı fakat tabloda daha sonraki eserlerinde de oldukça göze çarpan Ekspresyonizmin izlerini görmek mümkün.

Edvard Munch, At The Coffee Table, 1883, Munch Museum, Oslo

Ancak daha önce, üniversite günlerimden bahsederken de söylediğim gibi, bazen kahveyi biriyle paylaşamayız, kahvemizle baş başa kalırız. Kahve ritüellerine üçüncü kişiyi bekliyormuş gibi görünen iki figürü resmettiği tablosuyla bu yazının yazılmasının sebebi olan Henri Matisse, kahve içmenin yalnızlığını resmettiği başka bir tablosuyla da bizi etkiliyor: Laurette’s Head With a Coffee Cup (Bir Fincan Kahve ile Laurette’nin Başı). Tabloda yorgun gözleriyle geriye uzanmış bir kadın tasvir ediliyor.

Tabloya bakıp Laurette’nin ne kadar uzun bir zamandır uyumadığını ve onu bu hale getiren şeyi düşünmemek mümkün değil.

Henri Matisse, Laurette’s Head with a Coffee Cup, 1917, Kunstmuseum Solothurn

Fakat insan yalnızca kahve ile yaşayamaz. Bana göre çay da olmazsa olmaz ve mutluluğu arttıran bir içecek. Çay ile ilgili en sevdiğim şey aroma konusundaki çeşitliliği. Yeşil çay, papatya çayı, nane çayı ve daha az bilinen ama belki de daha leziz birçok seçenek…

Şık kıyafetler içerisinde çaylarının keyfini çıkaran zarif kadınları resmeden empresyonist ressam Mary Cassat, tablolarında çaya sıklıkta yer verir. Yalnızca çay fincanlarını resmetmekle de kalmaz, çay içmeyi birçok yerde adeta bir geleneğe çeviren bütün eşyaları da resmeder.

The Tea, Mary Cassat, 1880, Museum of Fine Arts, Boston

Birçok tabloda beraber çay içen kadınları görüyoruz. Fakat Mary Cassat bu kadınları ev içinde resmetmeyi tercih ederken Henry Matisse (evet yine o!) çay içme geleneğini dış mekânda resmedenlerden. Tabloda iki kadın doğrudan izleyiciye bakmakta ve yanlarında sevimli bir köpek var. Hanımefendilere bir kez daha bakın. Sizce de bizi çaya davet eder gibi değiller mi?

Henri Matisse, Tea in the Garden, 1919, Los Angeles County Museum of Art

Fakat resim tarihinde yalnızca kahve gibi enerji veren ve çay gibi sakinleştiren içecekler yok. Pablo Picasso, resim sanatında içkiye yer veren ressamların önde gelenlerinden. Yüzünü avucunun içine alarak önüne bakan, maviler içindeki kız tablosu İspanyol ressamın en meşhur eserlerinden biri. Peki kızın önündeki içki ne? Absent.

Pablo Picasso, Absinthe Drinker, 1901, Hermitage, São Petersburgo, Rússia

 

Edgar Degas, Absinthe, 1875-1876, Museu D’Orsay.

Absent, tadı oldukça acı, pelin otunun yapraklarından yapılan alkollü bir içecek. 19. yüzyılın Parisli ressamları arasında oldukça yaygın olan bu içeceği resmeden diğer ressamlardan biri ise Edgar Degas. Bana sorarsanız Picasso ve Degas’nın resmettiği bu iki tablo da bir nebze karamsar ve derin bir hüzün içeriyor. İki tablonun ortak özelliği absente yer vermesinin ötesinde keder uyandırması ve umutsuzluk yayması gibi görünüyor.

Edouard Manet, 1873, A Good Glass of Beer, Philadelphia Museum of Art, Philadelphia

Tablolardaki içecekler listemizi bitirmeden önce, Edouard Manet tarafından muazzam bir şekilde resmedilmiş olan kadim birayı da unutmamak gerek. Hububatın fermente edilmesiyle elde edilen bira, dünyada en çok tercih edilen içkilerden. Fakat ölçüyü kaçırmamak şart.

Kübizm açısından bakılacak olursa, malt da Juan Gris tarafından bu güzel eserde resmedilmiş.

Juan Gris, Beer Glass and Cards, 1913, Museu de Arte de Columbus

Yazımızı bitirirken size unutmamanız gereken dört önemli kadın empresyonistten biri olan Mary Cassat’ın bu güzel tablosunu göstermek istiyorum. Ne de olsa süt, yaş fark etmeksizin hepimiz için oldukça önemli. Tattığımız ilk içecek olan süt tablolarda da oldukça iyi tasvir edilmiş.

Mary Cassat, Child Drinking Milk, 1868, Private Collection

 

Johannes Vermeer, The Milkmaid, 1658, Rijksmuseum

Hazır sütten bahsetmişken Johannes Vermeer’in en ikonik eserlerinden birine de yer verelim: The Milkmaid (Sütçü Kız).  Bu tablo benim en hayranlık duyduğum tablolardan biri. Kompozisyon harika ve Vermeer’in bu tabloda kullandığı pastorik realizm havası çok cezbedici. Kızın sütü pasta hazırlamak veya efendisine götürmek için kullandığını hayal edebiliyorum. Kim bilir?

Vay canına, bu kadar içecekten bahsettikten sonra gerçekten susadım. Sanırım burada bitireceğim ve buzdolabını bir kolaçan edeceğim. Bugün içeceklerin en iyisi su ve nihayetinde hayatımızdaki en önemli içecek, değil mi? Sahiden, siz bugün su içtiniz mi?

Kaynak: https://www.dailyartmagazine.com/drinks-in-art/

Bir Yorum Yazın