Vincent Van Gogh’un Yatak Odası’nın ve Üç Farklı Versiyonun Hikâyesi

Yatak Odası Vincent van Gogh’un en ünlü tablolarının arasındadır. Tablolarının diyoruz çünkü bu isimde üç benzer resim daha var. Her üç versiyonun da kolayca birbirlerinden ayırt edilebileceğini mektuplarında açıklamıştır. İlk olarak, Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’nde, 1888 yılının Ekim ayında sergilendi ve resim, ressam Arles’teki hastanede iken meydana gelen bir sel sırasında biraz hasar gördü. Yaklaşık bir yıl sonra, Van Gogh iki kopyasını daha yaptı; ilki, aynı boyutta, şimdi Chicago’daki Sanat Enstitüsünde; diğeri daha küçük boyutta, Musee d’Orsay’de, Hollanda’da ailesi için üretildi. Bu yazıda hepsinden bahsedeceğiz.

Birinci versiyon, Ekim 1888. Kanvas üzerine yağlı boya, 72 x 90 cm, Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Sarı Ev olarak da bilinen bu tablo Van Gogh’un Place Lamartine, Arles’teki odasını tasvir etmektedir. Sağdaki kapı üst kata ve merdivenlere açılan kapıdır; soldaki kapı misafir odasına açılan kapıdır; karşıdaki pencere Place Lamartine ve halka açık bahçe manzarasına bakmaktadır. Bu oda, ön duvarın sol köşesinde geniş bir açıyla ve sağdaki dar bir açısıyla tam diktörtgen değildir.

İkinci versiyon, Eylül 11889. Kanvas üzerine yağlı boya, 72×90 cm, Art Insitute of Chicago

Yatak odası, duvarlarda van Gogh’un kendi sanatıyla ve sade tahta mobilyalarla döşenmişti. Güçlü ve zıt renkler kullanarak, ressam belli duyguları ifade etmeye çalışmıştı: fayansların soluk morla, sarı mobilyaların ve duvarlardaki açık mor renklerle, odasında tattığı huzuru veya ölüm duygusunu uyandırmayı amaçlamıştı. İlginç olan şey Vincent’ın yatağında hep iki tane yastık olmasıydı, belki de ressamın yalnız olmak istememesinin hatırlatmasıydı.

Üçüncü versiyon, Eylül sonu 1889. Yağlı Kanvas, 57.5 x 74 cm, Musée d’Orsay, Paris

Kardeşi Theo’ya gönderdiği mektupta Vincent, böyle bir resim yapmaya onu teşvik eden şeyin ne olduğunu anlatmıştı: huzuru açığa vurmak ve renkleri kullanarak yatak odasına sadelik getirmek istemişti. Böylece, “soluk, leylak duvarları, dengesiz, solmuş kırmızı parkeyi, sarı sandalye ve yatağı, yastık ve çarşafın soluk lime yeşili, kan kırmızı battaniye ve yeşil pencere”lerini “Bu farklı renklerle mutlak bir sükûneti ifade etmek istedim.” şeklinde açıklamıştır.

Bu çeşitli renkler ile Van Gogh, Japonya’ya, krepon kâğıdına ve onun baskısına atıfta bulunuyordu, “Japonlar çok sade içi olan mekânlarda yaşadılar ve o ülkede ne büyük sanatçılar vardı.” diye açıklamıştır. Japonların gözünde, mobilyalarla rengârenk dekore edilmiş bir yatak odası gerçekten çok basit görünmemesine rağmen, Vincent için “ahşap bir yatak ve iki sandalye ile boş bir yatak odası” idi. Aynı şekilde, neredeyse tamamen düz çizgilerin oluşturduğu birleşimi ve renkli yüzeylerin sıkı bir karışımı ile belirli bir hafifliğe ulaşıyor, bu da perspektifin dengesizliğini telafi ediyordu.

Gauguin’e olan mektuptaki eskiz

Gauguin’e içinde eskizlerinin de bulunduğu bir mektup göndermişti. Bu mektupta Van Gogh, resmin onu günlerce yatalak bırakan bir hastalıktan çıktığını açıklamıştır. Yatak Odası’nın yukarıdaki versiyonundaki Van Gogh portresi arkadaşları Eugène Boch ve Paul-Eugène Milliet tarafından çizilmişti.

Vincent van Gogh, Şâir (1853-1890) Eugène Boch 1888 Kanvas üzerine yağlı boya H. 60; W. 45 cm © RMN-Grand Palais (Musée d’Orsay) / Hervé Lewandowski

Kardeşine yazdığı bir mektupta, Van Gogh, Boch’un portresi hakkında şunları söyledi: “Büyük hayaller peşinde koşan sevgili sanatçının portresini çizmek istiyorum.” Sanatçı hem sevgiyi hem de sonsuzluğu düşünüyordu: “Resimde benim takdirimi, ona olan sevgimi aktarmak istiyorum.[…] Kafasının ardında, bu eski püskü dairenin sıradan duvarını boyamak yerine, sonsuzluğu boyayacağım, en zengin maviden bir arka plan yapacağım. Bu zengin ve mavi arka plana karşı olan parlak kafa ile masmavi gökyüzünün derinliklerinde bir yıldız gibi gizemli bir etki elde edeceğim.”

Vincent van Gogh, Âşık ( van luitenant Milliet’in portresi), Eylül sonu – Ekim başı 1888, Kröller-Möller Müzesi , Otterlo

1888’de, Paul Eugène Milliet, Van Gogh’un Arles’teki birkaç arkadaşından biri oldu. Vincent’ın resim ve içki arkadaşı oldu. Milliet sanata ilgisi olan bir askerdi ve hatta van Gogh’tan çizim dersleri aldı. Bir noktada, Paris’ten kardeşi Theo’ya götürmesi için van Gogh’un otuz altı eseri emanet edilmişti. Döndüğünde, Theo’dan Vincent’a ev yapımı Japon gravürlerini getirmişti. Theo’ya yazarak Milliet’i resmetmek istediğini söyle açıkladı: “çünkü güzel görünüşlü, çok çekici ve âşıklar tablosuna tam uyacaktır.” Ve van Gogh, her zaman olduğu gibi, nasıl desek –kadınlardan yana şansız.

Kaynakça: http://www.dailyartmagazine.com/vincent-van-goghs-bedroom/

Sanatla Art sayfasının kurucusu

Bir Yorum Yazın