Yazın Son Günlerini Tasvir Eden, İçinizi Isıtacak Tablolar

Bir yaz daha sona geliyor ve gün ışığının bu son günleri bir tür melankoli yaratmıyor değil. Büyük ihtimalle son birkaç haftaya dönüp bakasınız geliyordur. Yaz, yılın geri kalanından biraz daha mutlu hissedebildiğimiz bir dönem. Ayrıca birçok sanatçıya da ilham kaynağı olmuş.

1800’lerin sonu 1900’lerin başında yapılmış bu 5 yaz resimlerine bakalım. İzlenimciliğin altın çağı olan bu yıllarda, resim tarzı eşittir doğal gün ışığını kullanan mükemmellik demekti. İzlenimciler “en plein air”le (açık hava) resim yaptılar ki bu da şövalelerini, fırçalarını ve boyalarını alıp anın renklerini yakalamaya çıktılar demek oluyor. Sadece resimlere bakarak bile gün ışığını hissetmek mümkün!

La Grande Jatte’de Bir Pazar – Georges Seurat

George Seurat’nın bu canlandırıcı resmi ışık oyununu çok iyi yansıtıyor. Tuvali ikiye ayırarak üstteki kısmı güneşlenen, ön kısmı ise gölgenin serinliğinde manzarayı izleyen insanları resmetmiş.

Aslında renklerin titreştiklerini görüyorsunuzdur. Bunun sebebi ressamın karşıt renkleri yan yana noktalar halinde boyamasından. Renklerin daha güçlü ortaya çıkmasını sağlayan bu tekniğin ismi Pointilizm.
Resmin isminden de anlaşıldığı üzere insanları bir Pazar günü tembelce dinlenirken görüyoruz. Pazar günleri, Parizyenlerin şehrin sıcağı ve koşuşturmasından kaçtıkları bir gündü. La Grande Jatte Adası bunun için en uygun yerdi. Seine’den gelen serin bir rüzgarın keyfini sürebilir, ağaçların gölgeleri altında dinlenebilirlerdi.

George Seurat, Asnières’deki Yüzücüler

Seurat, Seine’i birçok kez resmetmiştir. Özellikle de Parizyenler dinlence ve eğlence peşindeyken. Bu resimde herkes oldukça resmi tasvir edilmiş. Kayıklar ve yelkenliler hariç kimse suyun serinliğine inmiyor. Bu resim Seurat’nın başka bir resmiyle keskin bir tezatlık barındırıyor, Bathers at Asnières’de insanlar daha mutlu görünüyor. Seurat’nın Bir Pazar Öğleni’nde yukarı burjuvaları, Bathers at Asnières’te ise plebleri* göstermek, böylece hayat tarzlarını nitelendirmek istemiştir.

Şemsiyeli Kadın – Claude Monet

Muhteşem nilüfer tablolarıyla bilinen Claude Monet, rüzgârlı bir yaz günü karısı Camille ve oğlu Jean’i resmetmiştir. Güçlü fırça darbeleri rüzgârı hissetmenizi sağlıyor. Monet’nin bu tuvalde resmettiği yukarıdan bakan tavır ile dikkate değer ve rüzgârın, kadının elbisesinde dalgalanmasını daha iyi göstermiştir. İzleyiciye düşen uzun gölge, manzaranın öğle sıralarında resmedildiğini gösteriyor. Bu yüzden de Bayan Monet güneşten korunmak adına, 1800lerde moda olan şemsiyesini kullanıyor. Monet bu eseri çok beğenmiş olacak ki on yıl sonra tekrar evlendikten sonra bile kızı Suzanne’ı benzer şekilde çizmiştir.

Şatafat, Sükûnet ve Haz – Henri Matisse

Henri Matisse bu post-izlenimci eseri, Fransız Riviera’sında boyamıştır. Üzerinde kullanılan boyaların fevkaladeliğini görmemek elde değil. Sıcak gün ışığı Matisse’in dünyasına güzel bir ışıltı katıyor. Gökyüzünde kullanılmış boyalar, güneşin ısısından parçalanmış gökkuşağı gibi görünüyor. Paul Cezanne’den etkilenilmiş fırça darbeleri yaz ışığını güçlendirmiştir. Bir önceki başlık olan Seurat’nın resminde olduğu gibi, Matisse renkli noktaları yan yana fakat Seurat’ın yaptığından daha doğal, daha az teknik yerleştirmiştir. Böylece ışık resim boyu daha hareketli görünüyor. Komik olan ise, Matisse bu resme yazın başlamış fakat kışın atölyesinde bitirmiştir.

Collioure Limanı – Andre Derain

Bu resim de Fransa’nın gün ışıkları altında çizilmiştir. Limandaki manzara renklerle dolu güneşli yaz günlerini hayal ettiriyor.
Andre Derain ve Henri Matisse sıklıkla birlikte boya yapmışlardır. Birbirlerini etkilediklerini açıkça görebilirsiniz. Aynı karışmamış boyaları ve fırça darbelerini kullanmışlardır. Matisse Derain’i İspanya sınırına yakın bir iskele köyü olan Caollioure’a boya yapmaya davet etmiş. Işığın orada daha güçlü, renklerin de daha canlı olduğunu düşünmüş. İki ay beraber boya yapmışlar. Bütün köyü boyamak için birlikte geçirdikleri vakitten tamamıyla yararlanmışlar. Matisse limanın yanına köyün birkaç sokağını resmederken Derain limanın yanına Collioure çevresindeki dağlık alanları resmetmiştir.
İki sanatçının işbirliği yeni bir boyama alanı olan Fauvizm’i ortaya çıkarmıştır. Bu ismi ortaya çıkaran kişi, resimlerine bakmış ve büyük ihtimalle beğenmemiş olan bir sanat eleştirmeniydi. Bu yüzden de bunlara ‘vahşi canavarlar’ demiştir, ‘les fauves’. Bu alan kısa bir süreliğine, Matisse ve Derain tarzlarını değiştirene kadar var olmuştur.

Orakçı ile Buğday Tarlası – Vincent van Gogh

Yazın sonunda yer alan hasat, çağlar boyu pastoral köy sahnesi yaratmada birçok sanatçıya ilham vermiştir. Kırsal hayatı hayata getirmekte kimse Vincent van Gogh’un eline su dökememiştir. Bir Hollandalı olarak kendisini güney Fransa’nın güneşli kıyılarında kaybetmiş, birçok renkli çalışmalar için ilham bulmuştur.
Kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda, bu resmin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlatmış:

Hastanedeki odasında pencereden bakarken buğdayları kesen bu adamı şeytanın bir metaforu olarak görüyor. (Bu sırada krizlerinden birini geçirdiğini unutmayalım.) ‘Bu adamı bir ölüm habercisi olarak görüyorum, kestiği mısırlar insanlarmış gibi… Lakin bu ölüm hüzünlü değil, dokunduğunu altına çeviren saf bir ışık saçan güneşin altında gerçekleşiyor her şey.’ Van Gogh’un kafasında dönen korkunç görüntü, sıcak yaz renkleri altında ılımlı bir dönüş yapıyor. Bu yüzden şeytan uzakmış gibi görünüyor. Neyse ki.

*Pleb: halk, alt tabaka insanı

Kaynakça: https://www.dailyartmagazine.com/last-days-of-summer-in-art/

Merhabalar, bendeniz Elif. İstanbul Üniversitesi Dilbilimi öğrencisiyim. Çevirmenliğe ilgim çocukluğumdan gelir. Sizlere burada geniş ve renkli bir dünya sunuyoruz. Sevgiyle kalın.

Bir Yorum Yazın